Meslek Lisesi Memleket Meselesi

MESLEK LİSESİ MEMLEKET MESELESİ

Ülkelerin gelişmesinde, coğrafya, jeopolitik konum, ulaşım ve nitelikli insan gücü faktörleri büyük önem arz etmektedir. Bunlardan biri veya bir kaçının eksik olması, o ülkenin gelişmesini olumsuz yönde etkileyip, uluslararası mecrada ülkeyi geride bırakmaktadır.

Gelişmiş dünya ülkeleri bu faktörleri; en iyi, en verimli ve en stabil şekilde kullanmasını bilmiş ve ilerlemiştir. Gelişmekte olan ülkeler ise, bu ülkeleri örnek alıp kendisine rol modeli görüp, bu minvalde yol kat ederek ilerlemeye çalışmaktadır. Geri kalmış ülkeler ise, bu faktörlerin ya hiç birine sahip olmamış /olamamış, ya olduysa değerlendirememiş yada sömürge olarak kalıp sömürülmüş ve geri kalmıştır.

Ülkemiz gelişmekte olan bir ülkedir. Hem coğrafyası, hem jeopolitik konumu hem de ulaşımı ile eşsiz bir konumdadır. 3 tarafı denizle çevrilidir. Dünyada eşine rastlanılmayan iki tane boğaza ve ayrıca bir iç denize sahiptir. 4 mevsimin dolu dolu yaşandığı bir coğrafyası vardır. Bu özelliği nedeniyle birçok tarım ürünü ülkemizde yetişmektedir. Bu ülkemiz için bulunmaz bir nimettir.

Hal böyle iken ülkemiz, yetişmiş nitelikli teknik eleman sıkıntısı çekmektedir. Sanayicisi, esnafı, fabrikatörü nitelikli iş gücü yani teknik ara eleman bulmakta zorlanmaktadır. Bu sebeple son yıllarda devletin yanı sıra özel meslek liseleri, meslek odalarının kurmuş olduğu meslek liseleri veya organize sanayi bölgelerinin, belirli iş kollarının kurmuş olduğu meslek liseleri artmaktadır.

Tarihte; Türk toplumlarında Ahilik Teşkilatı bu görevi üstlenmiştir. Samanoğulları ve Karahanlılar devleti zamanında başlamıştır. Bu gelenek ilk zamanlarda teşkilat halini alamamıştır. 13.yy başlarında Selçuklular döneminde Kayseri de teşkilatlanma başlamış ve tüm Anadolu’ya yayılmıştır. Ahi Evran ve arkadaşları tarafından yayılan Ahilik, kendi kural ve kaideleri ile birlikte 630 yıl ekonomik hayata yön verip ışık tutmuş, Sultan 3. Ahmet dönemine kadar devam etmiştir. Daha sonrasında Gayri Müslimlerin dahil olması ile loncalar açılmış, bunun yerini de 1727 de Gedikler Teşkilatı almış, gedikler teşkilatı sonradan lağvedilmiş, lonca teşkilatı 1860 yılına kadar mesleki eğitimi yürütmüş, sonrasında 1912 yılına kadar Osmanlı örgün öğretim kurumları ile birlikte eğitime devam edip 1912 yılında çıkarılan bir kanunla kapatılmıştır.

Bunun yanı sıra 2. Murat zamanında kurulan ve Fatih Sultan Mehmet zamanında geliştirilen diğer bir kurum ise ENDERUN MEKTEBİ’dir. Saraydaki devşirme çocuklara verilen 14 yıla ulaşabilen usta çırak ilişkisi ile verilen eğitim ile ustalaşmaları sağlanmıştır. 1909 yılında lağvedilmiştir.

2 Abdülhamit döneminde ıslahhaneler, sanayi mekteplerine dönüştürülüp merkezden taşraya kaydırılmaya başlanmıştır. Böylece daha çok öğrenci yetiştirilmeye çalışılmıştır.

Bu işler Maarif Vekâleti aracılığıyla modern Türkiye Cumhuriyeti dönemine kadar yürütülmüştür. Cumhuriyet  döneminde ise merkezden taşraya kadar mesleki eğitimin yaygınlaşmasına önem verilmiş, farklı mesleklere yönelik mesleki eğitim kurumları açılmıştır. Bunlardan en tanınmışı Halkalı Ziraat Mektebi Osmanlıdan Cumhuriyet’e intikal etmiş, uzun yıllar öğrenci yetiştirmiş, meslek sahibi yapmıştır. Hala Halkalı semtinde Sebahattin Zaim Üniversitesi olarak eğitim vermeye devam etmektedir.

1940 yılına kadar çeşitli okular açılmış, 1951 Mesleki Eğitim Genel Müdürlüğü kurulmuş, 1977 yılında 2089 sayılı Usta Çırak Kalfa Kanunu çıkartılmış, bunları yetiştirme görevi Milli Eğitim Bakanlığına verilmiştir. 2001 yılında ise Mesleki Eğitim Kanunu çıkartılmıştır. Cumhuriyet döneminde birçok alanda eğitim veren meslek okulları açılmıştır.

Günümüzde meslek liseleri, Mesleki ve Teknik Anadolu Liseleri diye eğitim vermektedir. Birçok farklı branşta eğitim verilmektedir. Fakat bu okullara öğrenci velileri çocuklarını göndermek istememektedirler. Sanki bu okullar, başarısız öğrencilerin gitmek zorunda kaldığı okullar olarak görülmektedir. Veliler çocuklarını bu okullara göndermeyip, diğer liseleri tercih etmektedirler. Maalesef bu yanlış tutum, kısa yoldan meslek sahibi olacak öğrencilere olumsuz yansımaktadır. Herkes mühendis doktor avukat olacak diye bir kaide yoktur. Bunlara ilgili olan çocuk zaten okuyacaktır. Fakat bazı öğrencilerin eli teknik işlere yatkındır. Söker, takar uğraşır bundan zevk alır. Bu çocuğu meslek okuluna göndermemek, bu çocuğa yapılan en büyük kötülüktür. Bu durumdan hem öğrenci, hem sanayi, hem endüstri, hem de ülke ekonomisi olumsuz etkilenmektedir. Sanayici yetişmiş ara eleman bulamamaktadır. Öğrenci ise kısa yoldan meslek sahibi olamamakta, düz liseden mezun olup iyi bir üniversite kazanamayınca, mesleksiz olarak iş aramakta vasıfsız eleman olarak iş bulamamakta, bulsa bile vasıfsız eleman olarak muamele görmekte ve bir süre sonra bunun olumsuz etkilerini yaşamaya başlamaktadır. Kimse mühendis olmasın, doktor olmasın demiyorum. O mesleklerde pek tabi lazım. Ama her çocuğun ailesi, çocuğun yatkınlıklarına aldırış etmeden, masa başı işi olsun gibi bir düşünceye kapılıyor. Herkes masa başı iş yaparsa, ülke olarak teknik elemanı nerden bulacağız? Şu an da bile birçok meslek, aileleri tarafından öğrenciler yönlendirilmediği için, öğrenci bulunamıyor ve bölümler kapanmak zorunda kalıyor. Böyle meslek dallarında teknik eleman bulunamıyor.

Her ilde üniversite olması güzel bir şeydir. Eğitim seviyesi yükselir. Fakat üniversite sayısı bu kadar artarken, her yıl binlerce üniversite öğrencisi mezun olup, bir çoğu işsiz kalırken, hali hazırda mevcut meslek lisesi veya meslek yüksek okullarının gözden düşürülmesi yada tercih edilmemesi ve bunun göz ardı edilmesi, teknik ara eleman sıkıntısını körüklemektedir. Geçtiğimiz yıl Milli Eğitim Bakanı olan sayın Dr. Mahmut ÖZER, İTÜ Elektronik Haberleşme Mühendisliği mezunu bir teknik elemandır. Kendisi bakan olduktan sonra, geçen yıl mesleki eğitim merkezleri, çıraklık okulları ile ilgili bir düzenleme yapılmış, fabrikalarda teknik işlerde çalışan ustalık belgesi olmayan işçilere, belirli şartları taşımaları halinde hem işlerine devam edip hem de mesleki eğitim merkezlerinde eğitimi tamamlayıp ustalık belgesi verilmesi yolu açılmıştır. Bu sayede geçtiğimiz yıl, mesleki eğitim merkezlerine müracaatlar 4 kat artmıştır.

Ben 1995 yılında Ortaokul diploma notum 4,67 olmasına ve o zamanki süper lise diye tabir edilen düz liselere girme şansım olmasına rağmen, dönemin meslek lisesi sınavlarına girip Meslek lisesi ELEKTRONİK bölümünü kazandım. 1998 yılında liseden mezun oldum. Sonrasında 2001 yılında ÖSS sınavlarına girip 2 yıllık Meslek Yüksekokulu ELEKTRONİK HABERLEŞME TEKNİKERLİĞİ’ni kazandım. 2003 te mezun oldum. O gün bu gündür hep teknik işlerle uğraştım. Çırak gibi çalıştım. Usta oldum. Sonra usta öğretici oldum. Bunların hepsinin Milli Eğitim Bakanlığına bağlı Mesleki Eğitim Merkezlerinden belgesini aldım. Lisans olarak da açık öğretim’den İşletme Fakültesini bitirdim. Şu anda özel sektörde bilişim sektöründe faaliyet gösteren bir firmada teknik servis şefi olarak çalışıyorum. Ayrıca mesleğimde bilirkişilik yapmaktayım. Her yıl meslek liselerinden staja gelen öğrencilere usta öğreticilik yapıyorum. Birçok genç arkadaşımızı yetiştirmeye gayret ediyorum. Hepsine mesleki eğitimin yararını anlatıyorum. Şu anda bilişim sektöründe endüstriyel Mobil el terminali, endüstriyel barkod yazıcı, elektronik kart tamiri yapabilen donanımlı bir teknisyen veya tekniker 8000-10.000 TL gibi bir rakamla iş bulabilmektedir. Bu rakam tecrübeye göre daha da artmaktadır. Fakat bu alanda yetişmiş teknik eleman zor bulunmaktadır. Bu konuda tecrübesi olan teknik eleman boş kalmamakta, hemen iş bulmakta, hatta beğenmediği firmaya gitmemektedir. Birçok firma sahibi tarafından bana bizim sektörde iş arayan tamirci teknik eleman olup olmadığı devamlı sorulmaktadır. Birçok firmaya da yetiştirdiğim çıraklardan yerleştirdiğim elemanlar olmuştur. Hepsi çalışıp güzel maaşlar almakta ailesinin nafakasını çıkarmaktadır. Üniversiteden sonra çalıştığım ELKON ELEKTRONİK firmasının Teknik Servis Müdürü, değerli büyüğüm, ustam, müdürüm SÜLEYMAN KÖKER hep şunu söylerdi.”Oğlum 4 tane üniversite de bitirsen mesleğin yoksa bir şeye yaramaz. Ama elinde bir mesleğin var ise bu altın bileziktir. Ömür boyu seni geçindirir, o kadar ekonomik krizler oldu, en son işten çıkartılanlar teknik elemanlardır. Onlarda firma tamamen kapanmak zorunda kalınca çıkartılırlar” derdi.

Kendisinin mesleki olarak yetişmeme çok faydası olmuştur. SANYO SAMSUNG PANASONIC KONKA gibi firmaların teknik servis müdürlüklerini yapmıştır. Şu an Bursa Gemlik te emekli hayatı sürmektedir. Hala kendisine eski radyo, televizyon, video kamera ve kimsenin tamir edemediği enteresan cihazlar gönderilmekte, evde vakit geçirmek amaçlı tamir yapmaktadır.

Tam anlamıyla bir meslek sahibi olmak, bir işte usta olmak, usta öğretici olmak kolay iş değildir. Sebat etmek ister. Sabır ister. Ustasına saygı ve sadakat ister. Bunlardan birisi eksikse veya yok ise tam anlamıyla usta veya usta öğretici olunamaz. Meslek tam anlamıyla öğrenilemez. Ama bunlar tam olur ise, meslekte tam anlamıyla icra edilir. Usta da olunur usta öğreticide. Para konusuna gelince, belki ilk yıllarda çok para kazanılamaz, moral bozulur, insan iyimi ettim kötümü ettim diye düşünür, ama yıllar geçip tecrübe arttıkça gelir de artmaya başlar. Bu kaçınılmazdır. Tecrübe bilgi ustalık zamanı gelince kazancı da getirir. Önemli olan helal yoldan rızkını aramasını, işini hakkaniyetle yapmasını bilmektir. Kolay yoldan kazanılan paranın bereketi yoktur. Bir yerden gelir bir yere gider anlaşılmaz bile. Alın teri ile kazanılan para rızkı nafakayı temin eder. Ben bulunduğum noktaya usta çırak ilişkisi ile ustama saygı duyarak, ondan mesleki olarak Feyz alarak geldim. Hala saygımda kusur etmem.

Mesleki eğitimle alakalı naçizane görüşlerim bunlardır. Son söz olarak Teknik Öğretmen ALİ ÖZDEMİR hocamın bir sözü vardır. Onu söylemek istiyorum .Ali hocam da mesleki eğitime bir ömür adamış, 30 yıl kamuda öğretmenlik müdürlük yapmış, her gittiği okulda elektrik elektronik atölyesi kurmuş bedava kurslar vermiş, 30 dan fazla mesleki teknik eğitim kitabı yazmış ve hala da yazan kıymetli bir hocamdır. BİLGİ GÜÇTÜR der hep. Hakikaten doğru bir söz. Bir atasözü de der ki ALİM YANILMIŞ, KALEM YANILMAMIŞ.

KAYNAK: GÜLLÜ HUKUK OFİSİ: https://avibrahimgullu.com/meslek-lisesi-memleket-meselesi/

İlk yorum yapan olun

Bir yanıt bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.


*